01 Dec

Ekvator Defteri

Posted by Super User

İnsan hayatında, işlevsel olarak, bir ulaşım aracı olan gemi figürünü 2007 tarihinden beridir anlamaya ve onun bende bıraktığı gözlemi düzlemde izah etmeye çalıştım. Şüphe götürmez; ilk anlamından sonra zihinlerimizde beliren üç kelime çok önemlidir: Taşımacılık, sanayi ve savaş. Benim gemilerim ise bu görevleri bir yerlerde ifşa ettikten ve faydalarını sağladıktan sonra uzak limanlarda durmuşlardı. İkinci duraklarında bana yaklaştılar; gökyüzünün az göründüğü ve denizi adeta gökyüzü yapmış olan İstanbul’ u dar bir perspektifte geçtiler. Yükleri ise şehrin beton aralıklarında cereyan eden sosyal hayatlarımızın, bizlere özel, yapay koridorlarıydı.

 

Gemiyi fark etmek bende bir öz eleştiri; bazen ise kendimden uzakta izlediğim birbirlerine karşıt türden en az iki kişinin oluşturduğu bir nüans farkıydı. Bazı anlar cansızlaştı ve yapılar içerisinde düzlem geometrisinin o en çarpıcı şekillerinden olan bir üçgen oldu. O an asılı kaldığında ise kuracağı en arı en hiddetli peyzajdı. Ve her manzaranın, bence, bir hiyerarşisi vardı. O eşitsizlik içerisinde kentsel dönüşüm projelerinin insani bir yaşam sunmaktan uzak, faşist yapılarıyla karşı karşıya kaldı.

Solumanın ne olduğunu anlamak için bir şehir kurmaya başladı; bu şehrin içerisinde geçtiği yerlerden aldığı yükler ve bu ağırlıkların tonlarını ağırlıktan ziyade bir renk skalasında formlaştırmaya çalıştı. Bunun için tekrara düştü ve sonra bu tekrardan ayrılmak... İşte bu benim ikilemim; şehrin ise iklimiydi. Gemi buradan uzakta ve buradan geçerken her evin her bir kişinin kısaca tüm o demografinin değdiği, su içtiği bardaktan soluduğu havaya kadar her şeyi hem götürdü hem de olduğunuz yere kadar getirdi. Tüm bir dil ve his ortaklaştı; ambara sığan yahut daha da dışına taşarak güvertede konaklayan yapay bir dağ gibi kendi karakterine uygun bir biçimde organikleşti. Gemi mühendisliğinde ki tabir “ kucak”tır ve gemi kucakta inşa edilir. Hikayede kucak erkek, gemi ise kadındır.

Gemi kucakta inşa edildikten sonra suya bırakılır ve doğrulduğunda eğer ki batmazsa şampanya patlatılarak bir kutlama seramonisinde şişe açılır. Hikaye budur ya; çünkü kadın erkeği terk ettiğinde bir daha asla geri dönmez. Bu adeta, bütünüyle bir ayrılığın kutlama anıdır; doğrularak gitmenin ve kolay kolay batmayışın temsilidir. Her birimizin sırrına şahitliği ise bu anlamda izinsizdir. Son seride ise gemi ne çıktığı yere dönecek ne de gideceği yere varacaktır. Açıkta bir yerde parçalanır, dağılır, yığılır, birikir ve bir çok şeyden biri olur. Bu bir nevi deşarj olma halidir ve dibe batana kadar geçirdiği bir anlık mükemmel şekli arar.

Gaye Ateş

Yukarı